TAŞINDIM :)
http://bos-ev.blogspot.com/
Ve yürüdü; iki tarafında sokak lambalarının dizildiği, kara basma sesinin en mükemmel işitildiği, ondan kendisini uzaklaştıran yolda. Bir film sahnesini andıran ama kendisi bir film çekmezse asla bir filmde kullanılmayacak olan yolda yürüdü. Nereye gittiğini bilerek, neyin başına geleceğini bilerek yürüdü. Her değiştirmeye çalıştığında olacakları, yolun sonunda öldü. Tek bir olasılık vardı yaşamına devam etmek için, ondan uzaklaşıp evine doğru gitmeliydi. O da öyle de yaptı. Kafasını her çevirdiğinde, başındaki o tarifi zor kanama hissi, gözlerindeki kırmızının beyaz üzerindeki seyri, onun tüm vücudunu çevirmesine engel oldu. Yol boyunca, her sokak lambasına bir isim verdi, isim verilenin sönmesini hayal etti ama arkasına baktığında hepsi boynunu bükmüş önünü aydınlatıyordu. Biliyordu o yoldaki ışıklar hiç sönmeyecekti ama bir türlü anlayamadığı lambaları söndürmenin isim değiştirmekle olmayacağıydı. Yolun sonuna gelmişti. Evi tüm boşluğuyla onu kucaklayıp tüm acılarını emmek için bekliyordu. Sonunda umursamaz gözleri, kıpkırmızı kulakları, cebinden hiç çıkmak istemeyen elleri kavuşmuştu istedikleri yere. Duygularıysa akıp giderek yol açmıştı kar üstünde kendisine, aynı yolda her yürüdüğünde umudunu kaybetmeden arayacak olsa da artık çok geç olacaktı aynı duyguları tekrar yaşaması için. Boşlukta hapsolan tüm duygular karla kaplanacak, Karlar birbiriyle kaynaşacak o erimeyecek gibi düşündüğü beyaz örtü 1 haftada güneşin gazabına dayanamayarak su olacaktı. Su ise kim bilir belki kanalizasyona doğru süzülecek belki de bir çiçeğe hayat verecekti.
Keşke aşkını ve ona karşı olan duygularını ölmeden devam ettirmenin bir yolu olsaydı…
Anathema’nın son şarkısında dediği gibi
“ve ben sadece ulaşamamıştım sana
Ne kadar denediğim önemli değil
Hayır sadece ulaşamamıştım
Böylece bunun yerine saklanmak için koşmaya karar verdim.”
5 kişiye eşit olarak dağıtılması gereken sevgi
1 kişiye tam verilince
6 kişi üzülüyor.
6 kişi ayrı ayrı üzülmesi gerekirken
Bir kişi herkes için üzülüyor.

“”and somehow i knew you could never never stay
and somehow i knew you would leave me
and in the early morning light
after a silent, peaceful night
you took my heart away
oh i wish, i wish you could have stayed.”"
Bu bizim fırtınalı sonumuzdu
Su bizim botlarımızı batırdı
Yapmamalıydık biz oh yapmamalıydık
Tüm umutlarımızı okyanusa fırlattık
Okyanus
Sıcak gri deniz
Söyle bana ya da
Tekmele beni ya da
Tut beni ya da
Lütfen inan
Bu onların iflas etmiş geleceği
Ve bu bizim hayalimiz
Sen hangisini yaptın ?
İnanmak inanmak inanmak inanmak
Hep beraber hep beraber hep beraber hep beraber hep beraber
Hiç bir zaman geri çekilmeyeceğiz
Gizem ve merak
Şimşekten yapılmış dağınık kalpler
Bir yerlerde işte bir asker
Alanda uyuyan
Bir yerlerde işte bir anne anne anne anne anne anne anne
Lütfen inanın bizim nazik rüyalarımıza
Tatlı insanlar
Uykularında fısıldıyor
Melekler avuçlarının içinde
Nazikçe üzgün şarkılarını söylüyorlar
Ve bizim tatlı rüyalarımız
Tıpkı buhardan yapılmış bir dağ gibi
……
Biraz yorum da katarak böyle tuhaf bir çeviri oldu.
Fesleğen, leylak, zambak
Görsem bahçede ayıramam herhangi birini
İşte budur diyemem zambak
Ya da diyemem işte en güzel kokandır leylak
Hangisidir soğuğa en fazla dayanan
Zambak zumbak dön arkana iyi bak
Gecenin bir yarısı; düşüncelerimde geçmişe özlem, kucağımda yıllık, kulağımda müzik var. Yavaş yavaş silinen beklentiler, tamamen kaybolmuş verilen sözler. Oysa ki; ilkokuldayken ne kadar zevk alırdım yağ satmaktan bal satmaktan ufak boyumla mendil kapmaktan.
Tek dileğim diye yüzlerce cümle kurdu
Hepsi mutlu olmak içindi
Gerçekleşmedikçe daha mutsuz oldu
Gerçekleşmedikçe daha imkansız dilekler doğdu
Açıklama gereği hissettim. Yine yazarı bir çocuk olarak ele alırsak; bu çocuk hayatı yaşarken neyin iyi, neyin güzel olduğunu bir türlü kavrayamıyor. Bu yüzden yaptığı seçimler sürekli yanlış oluyor ve bu seçimlerden sürekli sıkıntı duyuyor. İstediği çiçek ile aldığı çiçek hiç bir zaman birbirni tutmuyor. Bunu belirtmek için de zambak zumbak dön arkana iyi bak kullanılmış buradan hem küçüklüğüne dönüşünü arzuladığını hem de oyunu oynayanların hatırlayacağı üzere yanlış kişi arkasına baktığında yandığından dolayı geçmişte yaptığı seçimlerden pişmanlık duyduğuna dikkat çekmeye çalışıyor. İkinci bölümünde ise yaşadığı dönemde tek dileğinin hep geçmişteki hatalarını düzeltmek olduğunu söylüyor ama yaşadıkça zihni ve ruhu geçmişe hapsolduğundan dolayı yaşamı devam ettikçe mutsuzluğu daha da artıyor ve geçmişe dönme isteği dayanılmaz bir hal alıyor. Geçmişe hapsolduğundan dolayı yaşadığı dönemde yavaş yavaş hiç bir isteği gerçekleşmez oluyor. Oysa ki bir tutunabilse geleceğe, bir kavrayabilse zamanı her şey yoluna girecek.
Öyle işte…
Get free blog up and running in minutes with Blogsome
Theme designed by Minz Meyer