Yağmur yağarken Deniz’e / Nehir seyretti onları köşeden sessizce
ÇOK YILLAR ÖNCE
“Bir daha asla olmayacak.” ceketini alıp kapıya yöneldi.
“Durma, sakın geriye dönme git ve bir daha geri gelme.” intikam için yaşıyordu. Önüne geçen herkesi yutuyor, kustuğunda geriye bambaşka biri çıkıyordu. Onun adı Nehir’di… O çiğnerdi, parçalardı, yutar sonra kusardı.
ÇOK YILLAR SONRA
Yağmur artık ismini seviyordu. Oysa, babası erkek olmasına rağmen kendisine bu ismi vermesine uzun süre sinirlenmişti. Yağmur artık yağmuru da seviyordu. Babası gibi düşünmüyordu; yağmurun güzel yağabileceğini farketti. Yağmur çok yağarsa felaketi getirir gerektiği kadar yağarsa mutluluğu getirirdi. Yağmur Nehir’e yağmayı tercih etmişti… Yağmur öylesine yağdı ki Nehir’e; kendi felaketini getirdi. Nehir, Yağmur’u taşırdı çünkü diğer kentleri yıkmak için yağmura ihtiyacı vardı. Nehir’in Yağmur’un yağmuruna, Yavuz’un yağmuruna, Nihal’in yağmuruna herkesin yağmuruna ihtiyacı vardı. Herkesi içine alır gibi yapıyor bir gece yarısı her yerin altını üstünü getiriyordu. Çok yıllar önce bir daha yağmamaya söz verdi Yağmur…
ÇOK ÇOK YILLAR SONRA
Yağmur çok şehir gezdi, çok kişi tanıdı ama hiç bir zaman eskisi gibi yağamadı… Kimi şehirlerde kısa süreliğine çiseliyordu sonra başka bir şehre geçiyor, başka insanlarla tanışıyordu.
Bir gün Deniz’le karşılaştı Yağmur. Geçici yağmur sandı kendi yağmurunu, gideceğini sandı, başka bir şehre gitmek için Deniz’in üstünden geçip gideceğini sandı. Zaten ömrü sanmaklarla geçmişti hiç bir zaman bilemiyordu. Yağmur her şehre yaptığı gibi Deniz’in üstüne çiseledi. Şehirlerdeki gibi kimse saklanmadı ince damlalarından, Deniz memnuniyetle kabul etti Yağmur’un her damlasını. Her ince damlasını kendi suyuyla kardeş yaptı. Yağmur aylar boyu çiseledi kimi zaman her damlasını kabul eden Deniz’i bırakıp gitmek istiyordu. Yaralanmaktan bir kez daha “bir daha asla” demekten korkuyordu. Ama gidemedi Deniz ne zaman gitmeye çalışsa korkarak geri döndü Deniz’e… Her damlasını Deniz’e bırakıyordu artık. Deniz hiç bir zaman taşıp şehirleri harap etmedi. Zaten Yağmur’un yağmuru bir dereyi dahi taşıracak güçte değildi. Yapamadı Yağmur asla Deniz’in istediği gibi yağamadı, yağmak istedi beceremedi. Deniz ince damlaların çok daha fazlasını buharlaştırıp geri gönderip kendi suyundan fedakarlık etse de Yağmur hiç bir zaman tüm buharı yağmura dönüştüremedi. Yağmur çok çok yıllar önce dolu dolu yağmayı unutmuştu. Hiç bir zaman Deniz’i memnun edecek kadar yağamadı. Yağmur her geçen gün yağmurun şiddetini arttırsa da büyük Deniz artık memnun olmuyor; daha fazlasını istiyordu. Bir gün buhar göndermeyi bıraktı Deniz, bu sefer Yağmur tüm gücüyle yağdı, su buharlarına, bulutlara dahi ihtiyaç duymadan yağdı. Gücü kalmayıncaya kadar kalın damlalarını Deniz’in üstüne bıraktı. Çok çok yıllar sonranın bir gününde Yağmur anladı ki; Deniz onu terkedeli çok olmuştu. Deniz’in üstüne yağan bir çok yağmur ve onunla birleşen bir çok nehir vardı.
SONSUZDA
Yağmur Okyanusunu bulacak ve babasını bir kez olsun mutlu edecekti.

bir insan herhangi bir düşünceyi, yazıyı anlayamazsa sevmez. ki böyle yazıları ve düşünceleri anlamak için de biraz zeka lazım. hani 3 haneli iq dereceleri felan.
şu dünyada zeki ile aptal aynı yolda gider. derken yolun ileriki safhalarında ince bir çizgi görülür. biri basar gider, diğeri yolunu değiştirir. işte zeki ile aptalı ayıran yegane çizgi budur.
aslında yazıyla pek alakası yok ama sen anladın muhtemelen ellaam
Comment by hecatomb — February 21, 2007 @ 1:49 am
ah şu doğanın kanunları…
doyumsuz olan bana yağmur gibi geldi nedense ; nehir, deniz, okyanus… aldı başını gidiyor.yağmurun yağması için su kaynaklarına ihtiyacı var unuttun mu?nehirlerin ya da denizlerin ona değil!birazcık belirti sadece birazcık, fazlası değildi beklenen
“hiç kimsenin yağmurun bile böyle küçük elleri yoktur…”
sonsuzda buluşmak üzere
Comment by uykudan uyandırılmış güzel — February 21, 2007 @ 2:06 pm
“su kaynaklarına ihtiyacı var unuttun mu?” Yazıyo sanki yazıda bu ama neyse… Biraz karışık saykodelik ortaya karışık olmuş.
Ellaam öperim yanaklarından anladım ben seni merak etme…
Comment by Vidar — February 22, 2007 @ 12:59 pm