Pigs on The Wing

February 22, 2007

Sen Hiç Ateş Böceği Gördün Mü ?

Filed under: Karambol, Şiir

Zor olan gelmektir
Gitmek değil
Zor olan yanmaktır
Yakmak değil
Zor olan farketmektir
Oynamak değil
Zor olan dönmektir
Kaçmak değil
Zor olan uğur böceği olmaktır
Uçmak değil

Çok saykodelik klş ben burlara böyle kafama imge falan koyuyorum da böyle boş boş okuyunca anlaşılmıyodur… takılıyorum masturbasyon yapıyorum işte kendimce ehehe… sizin için zorlar neler yoldaşlar…

ShutDOWN

Filed under: Karambol

Efendim şarkıyı ilk dinlediğim zamanlar 2005 yılının Kasım-Aralık aylarıydı. Çok heyecanlanmıştım hatta albümü dinlerken o gün ders çalışamamıştım. Hatta Kankaya otobüste dinletmiştim şarkıyı ehe… Albümdeki iki favori şarkımdan biri diğeri için “When You’re Ready” geçenlerde şarkının Steven Wilson vokallisini buldum. Sürekli onu dinliyorum. Kmo ihanet olarak hissetmez algılamaz bunu umarım. Şarkı çok saykodelik çok progresif çok süper kam on hatta ooo yehlik. Sinirli anlarınızda özellikle bir kişiye falan sinirli olduğunuzda bunu açıp dinliceksiniz insan rahatlıyo… Özel kişi ve kurumlara sinirli olmadığınız anlarda ama sinirliyseniz Cribcaged daha bir hoş gidiyor. Buraya kadar kurduğum cümleler için kendimi kutluyorum.

“Shutdown your body
(Shutdown your skin)
Shutdown your kisses
(Shutdown within)
Shutdown your feelings
(Shutdown your tongue)
Shutdown your dreaming mind
(Shutdown your love)

Shutdown your anger
Shutdown your precious time
Shutdown you loser
Shutdown your little mind

Shutdown your letters
(Shutdown your voice)
Shutdown your phone calls
(Shutout the noise)
Shutdown the freezone
(Shutdown your breath)
Shutdown your hormones wild
(Shutdown your sex)

Shutdown your anger
Shutdown your precious time
Shutdown you loser
Shutdown your little mind

I gave a promise but it’s just not enough for you
I lied and cheated and betrayed all my trust for you
I ripped my heart out threw it down on the bed for you
I crawled away and hid in shadows and dust for your love

Woke up and I wanted to make you my harbour
(Cold light bleeding through the closed blinds
Deep the quicksand - Cage the soft hands)
Made up but the moment dies
(Her breath threading the still night
Kiss the cold lips - Make the time slip)

Cut me down and throw me out.
Shut me down and fade me out.

Spaced out and I touch you to make myself calmer
(Cold light bleeding through the closed blinds
Deep the quicksand - Cage the soft hands)
You smile but the moment dies
(Her breath threading the still night
Kiss the cold lips - Make the time slip)

Cut me down and throw me out.
Shut me down and fade me out.

Cut me down and throw me out.
Shut me down and fade me out.
Cut me down and throw me out.
Shut me down and fade me out.”

Şarkıya ufaktan aşık olmaya başladım. Sözleri süpper baba ya :D Kevin Moore yaparsa böyle yapar Steven Wilson yardım ederse ahanda böyle bir şey ortaya çıkar… Öperim ellerinizden yanaklarınızdan…

Onun dışında Elazığ kültür kenti rakçı (rok demeyin lan şuna okan gibi) kenti olmuş. Mart ayında “Çilekeş, Haluk Levent ve Cihan Yıldız (bu kim ki?), Teoman, Düş Sokağı Sakinlerinin kötü sesli adamı” konser veriyor. Hatta bir tiyatro bile oynayacak galiba… Düş Sokağı Sakinlerinin kötü sesli, kötü tipli, ben niye doğdum ulan demek yerine konserler veren adamın konserine gitmeyeceğim. Haluk Levent’e de gitmem şimdi o paraları alır Pkk’ya falan verir o bakıma yani klş… Kaldı Teoman o da tek başına çıkıyomuş akustik performans falan ona giderim belki Yağmur çalma umuduyla giderim ona da olmazsa iki kadeh içeriz adamla ehe ona param helal olsun alkole gidiyo nasılsa adamın tüm parası… Çilekeş’e büyük ihtimalle gidicem biletler bitiyo falan diyorlardı ama buluruz herhalde. Onun dışında şehir aynı şehir bok aynı bok oda aynı oda. o da aynı bu arada klş peki o kim ?

February 21, 2007

Yağmur yağarken Deniz’e / Nehir seyretti onları köşeden sessizce

Filed under: Hikaye

ÇOK YILLAR ÖNCE

“Bir daha asla olmayacak.” ceketini alıp kapıya yöneldi.
“Durma, sakın geriye dönme git ve bir daha geri gelme.” intikam için yaşıyordu. Önüne geçen herkesi yutuyor, kustuğunda geriye bambaşka biri çıkıyordu. Onun adı Nehir’di… O çiğnerdi, parçalardı, yutar sonra kusardı.

ÇOK YILLAR SONRA

Yağmur artık ismini seviyordu. Oysa, babası erkek olmasına rağmen kendisine bu ismi vermesine uzun süre sinirlenmişti. Yağmur artık yağmuru da seviyordu. Babası gibi düşünmüyordu; yağmurun güzel yağabileceğini farketti. Yağmur çok yağarsa felaketi getirir gerektiği kadar yağarsa mutluluğu getirirdi. Yağmur Nehir’e yağmayı tercih etmişti… Yağmur öylesine yağdı ki Nehir’e; kendi felaketini getirdi. Nehir, Yağmur’u taşırdı çünkü diğer kentleri yıkmak için yağmura ihtiyacı vardı. Nehir’in Yağmur’un yağmuruna, Yavuz’un yağmuruna, Nihal’in yağmuruna herkesin yağmuruna ihtiyacı vardı. Herkesi içine alır gibi yapıyor bir gece yarısı her yerin altını üstünü getiriyordu. Çok yıllar önce bir daha yağmamaya söz verdi Yağmur…

ÇOK ÇOK YILLAR SONRA

Yağmur çok şehir gezdi, çok kişi tanıdı ama hiç bir zaman eskisi gibi yağamadı… Kimi şehirlerde kısa süreliğine çiseliyordu sonra başka bir şehre geçiyor, başka insanlarla tanışıyordu.

Bir gün Deniz’le karşılaştı Yağmur. Geçici yağmur sandı kendi yağmurunu, gideceğini sandı, başka bir şehre gitmek için Deniz’in üstünden geçip gideceğini sandı. Zaten ömrü sanmaklarla geçmişti hiç bir zaman bilemiyordu. Yağmur her şehre yaptığı gibi Deniz’in üstüne çiseledi. Şehirlerdeki gibi kimse saklanmadı ince damlalarından, Deniz memnuniyetle kabul etti Yağmur’un her damlasını. Her ince damlasını kendi suyuyla kardeş yaptı. Yağmur aylar boyu çiseledi kimi zaman her damlasını kabul eden Deniz’i bırakıp gitmek istiyordu. Yaralanmaktan bir kez daha “bir daha asla” demekten korkuyordu. Ama gidemedi Deniz ne zaman gitmeye çalışsa korkarak geri döndü Deniz’e… Her damlasını Deniz’e bırakıyordu artık. Deniz hiç bir zaman taşıp şehirleri harap etmedi. Zaten Yağmur’un yağmuru bir dereyi dahi taşıracak güçte değildi. Yapamadı Yağmur asla Deniz’in istediği gibi yağamadı, yağmak istedi beceremedi. Deniz ince damlaların çok daha fazlasını buharlaştırıp geri gönderip kendi suyundan fedakarlık etse de Yağmur hiç bir zaman tüm buharı yağmura dönüştüremedi. Yağmur çok çok yıllar önce dolu dolu yağmayı unutmuştu. Hiç bir zaman Deniz’i memnun edecek kadar yağamadı. Yağmur her geçen gün yağmurun şiddetini arttırsa da büyük Deniz artık memnun olmuyor; daha fazlasını istiyordu. Bir gün buhar göndermeyi bıraktı Deniz, bu sefer Yağmur tüm gücüyle yağdı, su buharlarına, bulutlara dahi ihtiyaç duymadan yağdı. Gücü kalmayıncaya kadar kalın damlalarını Deniz’in üstüne bıraktı. Çok çok yıllar sonranın bir gününde Yağmur anladı ki; Deniz onu terkedeli çok olmuştu. Deniz’in üstüne yağan bir çok yağmur ve onunla birleşen bir çok nehir vardı.

SONSUZDA

Yağmur Okyanusunu bulacak ve babasını bir kez olsun mutlu edecekti.

February 19, 2007

Benim babam seninkini döver…

Filed under: Karambol

Babam demişti ki : “Arabaya bindin mi üzüntü gider eğer üzüntü devam ediyorsa işte o zaman kötü.”






















Get free blog up and running in minutes with Blogsome
Theme designed by Minz Meyer